Bursa'nın Herkesin Yanından Geçip Fark Etmediği Ayrıntıları - bursakesifleri.net.tc

Bursa’nın Herkesin Yanından Geçip Fark Etmediği Ayrıntıları

Bursa’nın saklı doğası: Herkesin gözünden kaçan yerler

Bursa deyince akla ilk olarak Uludağ, Cumalıkızık ve Yeşil Bursa gelir. Ama asıl mesele, şehrin hemen yanı başında duran ama pek az kişinin fark ettiği doğal güzellikler. Bu yazıda, yıllardır Bursa’yı gezen biri olarak, kimsenin pek uğramadığı, yol üstünde geçip gittiğimiz o küçük cennetleri anlatacağım. Belki bir dahaki sefere sen de durursun.

İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin gürültüsünden sadece on dakika uzaklaşınca bambaşka bir dünyanın açılmasıydı. Rüzgarın yaprakları hafifçe kıpırdattığı, kuş seslerinin birbirine karıştığı o sessizlik… İnsan ister istemez derin bir nefes alıyor.

Gökçedere’nin unutulmuş şelaleleri

Gökçedere, Bursa’nın Mustafakemalpaşa tarafında kalan, haritada bile zor bulunan bir köy. Buraya gelirken yol kenarındaki tabelayı görmemek işten bile değil. Ama gördüğün anda dur. Çünkü Bursa doğal güzellikleri listesinin en başında duruyor burası.

Arabanı köyün girişindeki düzlükte bırakıp patikadan aşağı inmeye başlıyorsun. İlk 10 dakika pek bir şey yok. Sonra birden su sesi duyuluyor. Önce uzak, sonra yakından. Derken karşına çıkıyor: Üç katlı küçük bir şelale. Suyun aktığı yerlerde yosunlar yeşilin en parlak tonunu almış. Havada sürekli bir sis var. Yazın bile serin.

Burada en sevdiğim şey, kimsenin olmaması. Hafta içi gittiğimde sadece iki kişiyle karşılaştım. Biri yaşlı bir amcaydı, elinde bastonuyla her gün buraya su içmeye geldiğini söyledi. O an anladım ki bazı yerlerin kıymeti bilenler tarafından korunuyor.

Sarıalan’dan öteye, bilinmeyen platolar

Uludağ’ın herkesin bildiği oteller bölgesinden yukarı çıktığında, teleferiklerin bittiği yerden sonra bambaşka bir dünya başlıyor. Sarıalan’dan yürüyüşe devam edersen, tabelaların azaldığı, işaretlerin kaybolduğu bir alana giriyorsun. İşte tam orada Bursa’nın doğal güzellikleri bambaşka bir hal alıyor.

Burada rüzgar daha sert esiyor. Otlar diz boyu. Arada bir karacaya rastlıyorsun. Kuş sesleri o kadar yoğun ki, insan hangisini dinleyeceğini şaşırıyor. Özellikle haziran ayında açan kır çiçeklerini görünce telefonun kamerası yetmiyor. Mor, sarı, pembe… Hepsi bir arada.

Ben ilk defa orada, rüzgarın estiği bir kayanın üzerinde otururken fark ettim: Şehirdeki tüm stresim bir anda uçup gitmişti. O yüzden sana da önerim, en azından bir kere olsun o platolardan birine çıkman.

Hamidiye Köyü ve çevresindeki gizli göletler

Bursa’nın İznik tarafına doğru gittiğinde, Hamidiye Köyü’ne varmadan önce küçük bir sapak var. Çoğu kişi bunu fark etmiyor. Sapaktan içeri girdiğinde önce orman başlıyor, sonra birdenbire açılıyor her yer. Karşına çıkan küçük göletler, etraflarındaki sazlıklar ve kurbağa sesleriyle adeta bir tablo gibi.

Su o kadar temiz ki dibini görebiliyorsun. Kenarda oturan bir balıkçı amcayla sohbet ettim. “Burayı bilen yok” dedi gülerek. “Bilen de kimseye söylemiyor.” Haklıydı. Bazı yerleri kalabalıkla paylaşmak istemiyorsun.

Orhaneli’nin az bilinen vadileri

Orhaneli’ye giden yolun kenarındaki vadiler, özellikle ilkbaharda muhteşem oluyor. Yamaçlarda erguvan ağaçları pembe pembe açıyor. Aşağıda ise derenin çağıltısı hiç kesilmiyor. Burası Bursa doğal güzellikleri içinde en az ziyaret edilen yerlerden biri.

Yürürken ayağının altında ezilen nane kokusu, havadaki ıslak toprak kokusu… Bunlar insanın aklından kolay kolay çıkmıyor. Özellikle akşamüstü saatlerinde ışık vurduğunda vadi tamamen başka bir renge bürünüyor. Fotoğraf çekmek için bile değer.

Bazı günler burada saatlerce oturup sadece suyun sesini dinledim. Ne telefon ne de başka bir şey. Sadece doğa ve ben. Böyle anların insana iyi geldiğini düşünüyorum. Sen de bir ara dene istersen.

Doğanın ritmine kulak vermek

Bursa’da bu kadar çok doğal güzellik varken neden hep aynı yerleri ziyaret ediyoruz ki? Belki de alışkanlıklarımızdan. Belki de tabelası olmayanı fark etmiyoruz.

Oysa biraz daha dikkatli baktığında, yol kenarındaki o küçük patikaların ardında bambaşka dünyalar olduğunu görüyorsun. Bir şelalenin arkasındaki mağara, kimsenin bilmediği bir pınar, sadece yerel halkın gittiği bir çay kenarı…

Benim deneyimim şu: Ne kadar çok gidersen o kadar çok yeni yer keşfediyorsun. Her seferinde “buraya nasıl daha önce gelmedim” diyorsun. Bursa’nın asıl güzelliği de bence tam olarak bu. Her zaman yeni bir ayrıntı sunabiliyor.

Eğer sen de kalabalıktan uzak, sessiz sakin yerler arıyorsan, Bursa’nın bu gizli köşelerini mutlaka ziyaret et. Ama lütfen temiz tut. Çünkü bu yerlerin en büyük koruyucusu, orayı seven insanlar.